Umarız “Marmara bölgesinde kaç il var” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Zeche ekibinden sevgilerle!
Kayseri’de Bir Akşam: Defterin Kenarına Düşen Bir Soru
Herkese merhaba! Bugün Zeche olarak sizlere “Marmara bölgesinde kaç il var” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.
Kayseri’de 25 yaşında biri olarak hayatım çoğu zaman aynı ritimde akıyor. Sabah işe gidiyorum, akşam eve dönüyorum, sonra sessizlik. O sessizliğin içinde en çok defterim konuşuyor. Kimseye söyleyemediklerimi oraya bırakıyorum. İçimde büyüyen şeyleri, küçülen umutları, bir türlü yerini bulamayan duyguları…
O akşam da öyleydi. Pencerenin kenarında oturmuş, dışarıdaki soğuk rüzgârın cama vurmasını izliyordum. Telefon elimdeydi. Rastgele bir şeylere bakarken bir soru takıldı gözüme: “Marmara Bölgesi’nde kaç il var?”
Basit bir soru gibi görünüyor ama içimde tuhaf bir şey kıpırdadı. Sanki o soru, yıllardır ertelediğim bir yolculuğun kapısını aralamıştı.
Marmara Bölgesi Kaç İl Var? Küçük Bir Soru, Büyük Bir Eksiklik
Hemen düşündüm. Bildiğimi sandım ama net değildi. Sonra araştırdım: Marmara Bölgesi 11 ilden oluşuyor. İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Bursa, Bilecik, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova…
On bir şehir.
On bir ihtimal.
On bir ayrı hayat.
Bu sayı bile içimde bir şeyleri hareket ettirdi. Sanki her biri benim gitmediğim bir yol, yaşamadığım bir gün, söylemediğim bir cümleydi.
Defterimi açtım ve ilk cümleyi yazdım:
“On bir şehir var ve ben hiçbirinde tam olarak bulunmadım.”
O an içimde hafif bir hayal kırıklığı vardı. Çünkü bu kadar yakın bir coğrafya, bu kadar tanıdık bir ülke içinde bile kendimi hep aynı yerde sıkışmış hissediyordum.
Otobüs Biletiyle Başlayan Sessiz Heyecan
Bir hafta sonra dayanamadım. İnternetten otobüs biletlerine bakmaya başladım. Kayseri’den İstanbul’a giden seferler… Ekranda yanıp sönen fiyatlar… Saatler…
Kalbim hızlı atıyordu ama bu heyecan neşeli değildi. Daha çok kaçmakla kalmak arasında sıkışmış bir heyecandı.
İçimde bir ses “git” diyordu. Bir diğer ses ise “ne değişecek ki?” diye fısıldıyordu.
O an kendime kızdım. 25 yaşındaydım ama hâlâ bazı kararları veremiyordum. Sanki Marmara Bölgesi’nde kaç il var sorusunun cevabını bilmek bile bana daha cesur biri olma hakkı vermeliydi ama vermiyordu.
Bileti almadım.
O gece defterime şunu yazdım:
“İnsan bazen gitmediği yerlerden daha çok yoruluyor.”
İstanbul Hayali ve İçimdeki Eksik Parça
En çok İstanbul’u düşündüm. Çünkü Marmara denince akla ilk o geliyor. Herkesin bir İstanbul hikâyesi var gibi geliyor bana. Benim yoktu.
Bir köprü fotoğrafına bakıyorum bazen, kalabalıklar geçiyor. O kalabalığın içinde kendimi arıyorum. Bulamıyorum.
İçimde garip bir his var: hayranlık ve yabancılık aynı anda.
Bir yandan o şehirde yaşamak istiyorum. Bir yandan da korkuyorum. Çünkü büyük şehirler insanın içini büyütürken aynı zamanda boşaltabiliyor.
Ve ben zaten içi dolu biri değilim.
Bunu yazarken bile biraz üzülüyorum. Ama saklamıyorum artık. Çünkü sakladıkça daha ağır oluyor.
Bir Arkadaşın Cümlesi: “Marmara’yı Görmeden Eksik Kalırsın”
Bir gün bir arkadaşım aradı. O İstanbul’a taşınmıştı. Sesinde bir değişiklik vardı. Daha hızlı, daha kalabalık, daha uzak.
“Burada hayat başka akıyor,” dedi.
Sonra durdu ve ekledi:
“Sen hâlâ Kayseri’de misin?”
O cümle beni rahatsız etti. Sanki Kayseri’de olmak bir eksiklikmiş gibi.
Sonra konuşma sırasında konu döndü dolaştı Marmara’ya geldi. Ben ona sordum:
“Marmara Bölgesi’nde kaç il var biliyor musun?”
Güldü.
“On bir,” dedi. “Ama mesele sayı değil, yaşamak.”
O an sustum.
Çünkü haklıydı ama içimde yine de bir boşluk kaldı. Sanki sayı bile önemliydi. Çünkü o on bir il, benim gitmediğim on bir ihtimaldi.
Yolculuğa Çıkamadığım Gün: En Uzun Gün
Bir sabah gerçekten gitmeye karar verdim. Valizimi hazırladım. Küçük bir çanta. Defterim, birkaç kıyafet, şarj aleti…
Kapıya kadar geldim.
Sonra durdum.
Annem mutfaktan seslendi. “Nereye?”
“İstanbul’a.”
Sessizlik oldu.
Sonra sadece “şimdi mi?” dedi.
O “şimdi mi?” sorusu beni geri çekti. Sanki zaman yanlışmış gibi. Sanki ben yanlışmışım gibi.
Valizi açmadım ama o gün içimde bir şey kırıldı.
Hayal kırıklığını ilk kez bu kadar net hissettim. Kendime karşı.
Defterime yazamadım bile. Yazsam ağlayacaktım.
Marmara’nın On Bir Şehri ve Benim Tek Bir Hayatım
Günler sonra tekrar Marmara Bölgesi’ni düşündüm. 11 il… Her biri ayrı bir hikâye.
İstanbul’un kalabalığı.
Bursa’nın tarihi.
Çanakkale’nin sessiz ağırlığı.
Edirne’nin sınır hissi.
Tekirdağ’ın rüzgârı.
Kocaeli’nin sanayi gürültüsü.
Sakarya’nın yeşili.
Bilecik’in sakinliği.
Balıkesir’in iki deniz arasında kalışı.
Yalova’nın küçük ama huzurlu yapısı.
Kırklareli’nin uzaklığı.
Hepsi bir bütün ama aynı zamanda ayrı ayrı hayatlar.
Ben ise Kayseri’de, tek bir döngüde sıkışmış gibi hissediyordum.
Bunu yazarken bile içimde hem hayranlık hem kırgınlık var.
Çünkü o şehirler bana sadece uzak değil, aynı zamanda “yaşanmamış” geliyor.
Defterin Son Sayfasına Yaklaşırken
Bir gece yine defterimi açtım. Bu kez farklıydım. Daha sakin ama daha kararlı.
Şunu yazdım:
“On bir şehir var. Ben henüz hiçbirini gerçekten görmedim. Ama bu görmeyeceğim anlamına gelmiyor.”
İçimde küçük bir umut vardı. Büyük değil. Gösterişli hiç değil. Ama gerçekti.
Hayatın bir anda değişmeyeceğini biliyorum. Ama bazen bir soru bile insanı yerinden oynatabiliyor. “Marmara Bölgesi’nde kaç il var?” sorusu gibi.
Basit ama açıcı.
Umut: Bir Gün O Yollarda Olmak
Şimdi hâlâ Kayseri’deyim. Aynı sokaklar, aynı sesler, aynı akşamlar…
Ama içimde bir şey değişti. Artık sadece burada değilim. Zihnimde o on bir şehir var.
Bazen gözlerimi kapatıyorum. İstanbul’da bir vapurdayım. Bursa’da bir sokakta yürüyorum. Çanakkale’de rüzgâr yüzüme vuruyor.
Gerçek değil ama hissi gerçek.
Ve belki de en önemlisi bu.
Çünkü artık biliyorum:
Hayat sadece bulunduğun yer değil, gitmek istediğin yerlerin toplamı.
Ve benim gitmek istediğim yerler var.
On bir tane.
Önerdiğimiz İçerik: Makinelerde fikstür nedir ?