İçeriğe geç

En uzun askerlik kaç sene ?

En Uzun Askerlik Kaç Sene? Bir Genç Adamın Gözünden

Askerlik… Bazen bir ömür gibi geçer, bazen sadece birkaç günün toplamıdır. Herkesin askerlik deneyimi farklıdır. Kimi anılarını gülerek anlatırken, kimileri sadece o yılları hatırlamamak için elinden geleni yapar. Ben de, 25 yaşında bir genç olarak, Kayseri’de yaşayan, duygularını saklamayan bir adam olarak, askerlik denince aklıma gelen ilk şeylerin başında “en uzun askerlik kaç sene?” sorusu geliyor. Çünkü bazen, o sürecin sonunda insana gerçekten yıllar gibi gelen bir deneyim yaşanır.

Beklemek, beklemek ve bir daha beklemek…

Söz konusu askerlik olunca, aslında beklemek bir yaşam biçimi haline geliyor. Benim için de durum böyleydi. Tam dört yıl boyunca, askere gitmek için her an her an başvuracakmışım gibi yaşadım. O dört yıl, bir yanda heyecan ve belirsizliğe boğulurken, diğer yanda bu durumu kabullenme ve başımı omuzlarımın arasında saklama çabasıydı. Her gün, telefonuma gelen “askerlik tezkereniz ne zaman çıkacak?” sorularına verdiğim tek cevabım, “Bilmiyorum, bir umut bekliyorum…” oldu.

Bir gün, ne kadar beklediğimi ve ne kadar daha beklemem gerektiğini sorgulamaya başladım. Kayseri’nin havası, beni sersemleten bir şekilde donuk ve griydi. Geceyi sabah etmek, gidişin kaç yıl süreceğini bilmeden zamanın nasıl geçeceğini beklemek, askerlik için hazırlanan her genci anlamlı bir bekleyişe zorlar.

Oysa tam da o zaman, askerlik en uzun sene gibi geliyordu. İçimdeki duygu karmaşası ise bir okyanus gibiydi: korku, heyecan, mutluluk, hüzün… Hepsi bir arada, her geçen gün biraz daha derinleşiyordu.

İlk Adım: O Günü Hatırlamak

Bir sabah, yıllardır beklediğim tezkere sonunda cebime düşmüştü. Elim titredi. Çekiştirdiğim, hep ertelediğim askerlik günü, tam karşımdaydı. O sabah, Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, içimdeki duygu selinin tavan yaptığını fark ettim. Hemen her yerde bir tatlı korku vardı. Gözlerim, ne kadar da yavaşça ilerleyen günleri düşündü. “En uzun askerlik kaç sene?” sorusuna cevabım, belki de hayatta ne kadar büyüdüğümü göreceğim bu kısa ama çetrefilli zaman dilimiydi.

Öyle bir andı ki, hayatta hiçbir şeyin kolay olmadığını fark ettiğiniz bir an. Başka insanlarla sohbet etmek, kaybolan zamanları geri getirmeye çalışmak, dostlarınızla paylaşılan bir gülüş dahi o kadar değerli oluyordu ki… Ancak askerlik, belki de zamanın ne kadar kıymetli olduğunu düşündüren bir deneyimdi. Saatler geçiyordu ama hiçbir şey kaybolmuyordu.

Bir sabah, o kararmış Kayseri sokaklarında yürürken telefonuma mesaj geldi: “Askerlik başvurunuz onaylandı.” O an ruh halim, hiçbir kelimeyle tarif edilemeyecek kadar karmaşıktı. Yalnızca bir çırpıda gözlerim doldu ve sonrasında da kısa bir derin nefes aldım.

Hayal Kırıklıklarıyla Yüzleşmek

Askerlik, hep söylediğimiz gibi yalnızca “gitmek” değildir. O dönemde bir askerin yaşadığı yalnızlık da, çoğu zaman en zorlu kısımdır. Zihinsel ve duygusal olarak askere gitmek, ne kadar güçlü olursanız olun, bir o kadar zordur. Ailemden ve arkadaşlarımdan uzaklaşmak, küçük bir kasabaya gitmek, bilinmeyene doğru yola çıkmak, sanki birer hayal kırıklığıydı.

O zor zamanlarda, Kayseri’nin her sokağında dolaşıp içimi döktüğümde, yoldağım o duygusal boşluk hissini bir türlü atamıyordum. Bazen sinirlerim bozuluyor, bazen de başımı iki elimin arasına alıp “bunu yapamam” diyordum. Ama bir şekilde vazgeçmedim. Askerliğe giden yolu çizebilmek, sonunda o çizebileceğim bir yol yaratmak, bir zamanlar öylesine boş gördüğüm bu yolculuğu anlamlandırmak zorundaydım.

İçsel Çatışmalar: Korku ve Umut

Ne kadar korksam da, en derin hislerim, içinde bir parça umut taşıyordu. Korkuyordum çünkü hayatımda ilk kez, çevremdeki herkesin dışındaki bir dünyaya adım atacaktım. Kayseri’nin ailemin eviyle, çocukluk sokaklarıyla örülü kasvetinden bir anda kopacak, farklı bir gerçeklikle yüzleşecektim. Her anıma derinlemesine bakarak kaybolan zamanları, unutulmaz anları düşündüm. O korkunun içinden bile, bu zor sürecin sonunda bir şeyler kazanacağımın farkındaydım.

İçsel bir kavga yaşarken, umutsuzlukla heyecan birbiriyle savaşıyor gibiydi. Bir tarafta, “Ya başarısız olursam?” sorusu dönüp dururken, diğer tarafta, askerlik bitiminde elde edeceğim güç ve olgunluk vardı. O kadar zorlayıcıydı ki, bir taraftan kazanacağım cesareti düşünüp güç bulmak istiyordum, diğer taraftan Kayseri’nin köylerine dönerken geçen yılları düşünüyordum.

Sürekli Soru: En Uzun Askerlik Kaç Sene?

Sonunda bir gün, bir an, birkaç saniye… O zaman “en uzun askerlik kaç sene?” sorusunun cevabı çok netti. Aslında sadece askere gitmek değil, sürecin getirdiği içsel yolculuk da çok uzunmuş. Yıllarca bekledikten sonra, o an, tüm süreci bir noktada birleştiriyordu.

O anda fark ettim ki; askerlik süresi sadece takvimdeki sayılarla değil, içimdeki boşlukla ölçülüyordu. Kayseri’nin sokakları, yıllarca beklediğim askere gitmek üzere yola çıkmadan önce düşündüklerimle doluydu. Bütün o karmaşık duyguları, anıların içinde kaybolan zamanları düşündüm. Askerlik uzun bir süreçti ama insan, her geçen günle birlikte bu süreci içsel olarak daha da büyütüyordu. Bu sorunun cevabını en iyi ben biliyordum: “En uzun askerlik, yalnızca bir anlık kararsızlıkla başlar.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.org