İslam Dini Ne İster? Bir Yolculuğun İçinden
Her şey Kayseri’nin soğuk bir kış sabahında başladı. O sabah, kafamda bir sürü soru vardı. Ne yapmam gerektiğini, hayatın ne anlam taşıdığını bir türlü çözemiyordum. Yıllardır, her şeyin doğru gitmesi gerektiğini, herkesin doğru bir şekilde yaşaması gerektiğini düşünerek büyüdüm. Ama bir noktada, “İslam dini ne ister?” sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Gerçekten ne ister? O soruya ne zaman cevap verebileceğimi düşündüm ve bir sabah, annemle sohbet ederken buldum kendimi.
O Anki Huzursuzluk ve Merak
Annemin mutfakta hazırladığı kahvaltı, o gün evin içinde bana garip bir huzursuzluk veriyordu. Bir yandan soğuk rüzgar pencereden içeri süzüldükçe, içimdeki huzursuzluk da arttı. O sırada anneme dönüp, birden “İslam dini ne ister?” diye sordum. Soru, sanki bir anda ağzımdan fırlamıştı. O kadar doğaldı ki… Annem önce şaşkınlıkla baktı ama sonra gözlerinde bir anlam belirdi. “Beni dinlersen,” dedi. “Gel, seni bir yere götüreyim.”
Bir Annenin Söylediği Şeyler
Annemle Kayseri’nin dışına, şehre yakın bir köydeki bir camiye gitmeye karar verdik. Camiye girdiğimizde, oradaki atmosfer çok farklıydı. Sadece sakin değildi, aynı zamanda huzurluydu. İçimdeki o sorgulayan his, bir anda kayboldu. Gözlerim camiye yerleşti, duvarlarda asılı ayetler, ortadaki halı… Ama annemin bana söyledikleri daha fazla dikkatimi çekti. “İslam dini, bizim huzurumuzu ister. Bizim kalbimizin huzurlu olmasını ister. İslam, hayatı düzenli bir şekilde yaşamayı, başkalarına zarar vermemeyi, doğruluktan ayrılmamayı ister.”
O anda annemin söyledikleri, sanki içimde yankılandı. İslam dininin istediği şey, sadece başkalarına iyilik yapmak değil, aslında bir insanın kendine nasıl davranması gerektiğiydi. İslam, bir insanın ruhunu yüceltmek, ona içsel bir huzur vermek isterdi. “Günlük yaşamında adaletli ol, samimi ol, vicdanlı ol,” dedi annem, “Ve en önemlisi, Allah’a inanarak, kalpten sevinç ve huzur içinde yaşa.”
Hayal Kırıklığı ve Beklentiler
Camiye girmemizden kısa bir süre sonra annemle birlikte orada oturduk ve sohbetimize devam ettik. Ama o an, bana farklı bir şey hissettirdi. “Bunu yapabilecek miyim?” diye düşündüm. Her şeyin çok derin, çok büyük olduğu, biraz da zorlayıcı geldiği bir dünya gibiydi. Hani bazen hayat o kadar hızlı akar ki, her şeyin arasında kaybolursunuz. O düşüncelerin arasında kaybolmuşken, İslam’ın aslında ne kadar basit ama bir o kadar da içsel bir yolculuk olduğunu fark ettim. O hayal kırıklığını içimde hissetsem de, bir umut dalgası yükseldi. İslam dini, aslında o kadar kolay anlaşılabilirdi ki… İyilik yapmak, doğru olmak, Allah’a inanmak.
Küçük Bir Saha Dönüşüm
Cami çıkışında annemle yürürken, kaybolan o hisler yeniden yerine oturdu. Bir süre sustuk, yürüdük. Ama sonunda annem, “Hayatındaki her şey ne olursa olsun, her anında adaletli olmanı ister İslam dini. Zenginlik, başarı, güç bunlar zamanla gelir geçer. Ama senin içindeki huzur kalır,” dedi. O anda bir şey fark ettim: İslam dini, ruhu ve kalbi temiz tutmayı, dış dünyadaki çalkantılara rağmen kendi iç yolculuğumuzda huzurlu kalmayı ister.
Yavaşça, hayatımda da bir şey değişmeye başladı. Her şeyin mükemmel olması gerekmediğini, sadece samimi bir şekilde doğru olanı yapmam gerektiğini fark ettim. O kadar basitti aslında. “İslam dini ne ister?” sorusuna en basit yanıtı o an buldum: Huzurlu, samimi, adaletli ve vicdanlı bir yaşam.
Sonra Ne Oldu?
O günden sonra, her şey küçük adımlarla değişmeye başladı. İnsanlarla daha nazik, daha sabırlı olmaya çalıştım. Kendime ve başkalarına karşı daha fazla şefkat gösterdim. Hiçbir zaman mükemmel bir insan olamayacağımı biliyorum, ama yine de bu yolculuk beni daha iyi bir insan yaptı. İslam, benim hayatımda gerçek anlamda ne isterse, ben de o yolu takip etmeye başladım. Zamanla, hayatta istediğimiz şeylerin en derininde aslında sadece huzur ve barış aradığımızı fark ettim.
Belki de, en başında doğru soruyu sormak gerekiyordu: “İslam dini ne ister?” İslam, insanın kalbinde var olan samimiyeti ve huzuru ister. Ve belki de hayat, gerçekte bu kadar basittir: İçinde sevgi, adalet ve samimiyet barındıran bir yolculuğa çıkmak.